Kara Odalar » İskoçya Kraliçesi Mary’nin dramı

İskoçya Kraliçesi Mary’nin dramı

Sinema @ 15 Haziran 2005 - 15:56

Bugün İngiltere’de bazı kurumlara, özel işletmelere hatta ulaşım araçlarına ismini vermiş önemli bir tarihi kişilik vardır: Queen Mary. Peki Kraliçe Mary, günümüzdeki bu isimlendirmeleri hak edecek ne yapmış? 20 yıl süren hapis hayatı, hırsları, politik becerileri, saray entrikaları ve kendi ölümünü hazırlayan şifreli mektupları.. Tüm bunları araştırınca karşımıza son derece dramatik bir 16. yüzyıl hikayesi çıkıyor…

Queen Mary yolcu gemisi, hastanesi, koleji, oteller zinciri, spor kulüpleri.. Kraliçe Mary, günümüz İngiltere’sinde oldukça popüler bir isim. Kendi büyüdüğüm şehir Tokat’ta bir Gazi Osman Paşa’yı bilirim. Onun adına üniversitesi, lisesi, ilköğretim okulu, bulvarı, mahallesi vardır. O, Plevne kahramanı olarak geçer tarih kitaplarında. Peki Mary kimdir? Zamanında ne yapmışta şimdi bu kadar ünlü?

Yerli yabancı birçok kaynakta Mary ile ilgili hikayenin ana hatları aynıdır. Ancak karanlıkta kalan kimi noktalarda tarihçiler farklı yorumlar yapmışlardır. Aslında bu yorumları özetleyip gruplandıracak olursak, İskoç Kraliçesi ile ilgili tek bir soru ortaya çıkar:

Ülkesini seven masum bir kadın mı, yoksa bir azmettirici hatta kral tahtında oturan kocasını öldüren bir katil mi?

Mary’nin kuzeni olan ve 1867′deki idam emrini de bizzat veren zamanın İngiltere Kraliçesi Elizabeth’de1 bu hikayenin ana kahramanlarından. (Kraliçe Elizabeth’de Mary kadar olmasa bile günümüzde belli bir popülerliğe sahip)

Şüphesiz bazı konular hala muallakta ve öylede kalacak.

Bu açıklamalardan sonra; elimizdeki veriler doğrultusunda, çeşitli kaynaklardan derlediğim Mary’nin “üzücü”, acı dolu hayat hikayesini okumaya başlayabiliriz şimdi.

1542, Bebek Kraliçe

İskoç Kralı v.James, 24 Kasım 1542′de İngiliz Kuvvetleri ile girdiği Solway Moss Savaşı’nda ağır bir yenilgi almıştı. Savaştan sonra İskoçya’nın elden gitmesi tehlikesini gören V.James, çılgına dönmüş, fiziksel ve zihinsel sağlığını kaybetmişti. Kısa süre sonra kızı Mary’nin doğmuştu. Ancak genç kral bu haberi aldığında ölüm döşeğindeydi. 1 hafta sonra da öldü ve Bebek prenses Mary, artık İskoç Kraliçesi olmuştu.

O sıralarda İngiltere Kralı olan VIII.Henry, ölüm haberinden sonra İskoçya ile ilişkileri yumuşatmış, hatta Mary‘yi oğluyla evlendirmek için girişimlerde bulunmaya başlamıştı. Ancak İskoç sarayı, Henry’nin bu teklifini geri çevirecek ve Mary‘nin Fransız tahtının varisi Francis ile evlenmesine karar verecekti. Fransa hem İskoçya gibi katolikti hem de İngiltere’ye karşı mükemmel bir koruyucuydu.

Bu amaçla 1548′de Fransa’ya giden Mary, burada hayatının en huzurlu dönemlerini geçirdi. Lüks içinde, her türlü tehditten ve tehlikeden uzakta, veliaht Francis ile evlilik hazırlığı yapmaya başladılar. 16 yaşında da Francis ile Mary evlendi, bir yıl sonra da Fransa Kral ve Kraliçesi oldular. Ancak bu mutluluk fazla uzun sürmedi. Küçüklüğünden beri kulak iltihabından kurtulamayan Francis, bu hastalığın beynine sıçraması sonucunda 1560′ta, daha krallığının 1. yılında öldü. Dul kalan Mary, çaresiz 1561′de İskoçya’ya döndü.

Zor Yıllar Başlıyor

Döndüğünde katolik inançlardan soğumuş, protestan bir İskoçya buldu. Buna rağmen uzun süre ülkeyi huzur içinde yönetti. Ama 1565′te kuzeni Darnley Kontu Henry Stewart ile evlenmesi, bundan sonraki kötü gelişmelerin ilk halkası oldu. Çünkü Darnley zalim ve kötü yürekli bir adamdı. Kısa süre sonra yönetimdeki hırsı ve acımasızlığı İskoç soylularını bıktırdı. Herkes İskoçya’nın geleceği için Darnley‘den kurtulmaları gerektiğine inanıyordu. Niketim 9 Şubat 1567′de Darnley‘in malikanesi havaya uçuruldu. Bu suikasti Mary‘nin mi yoksa İskoç soylularının mı düzenlediği hala bilinmeyenler arasındadır.

Mary‘nin Darnley evliliğinden kalan tek sevindirici şey doğan oğlu James‘ti. İskoçya Darnley‘den kurtulmuştu ancak çok daha kötü şeyler olacağından habersizdiler. Mary aynı yıl Bothwell kontu Hepburn ile evlendi. Ancak 1567 yazında katolik kraliçelerinden bıkan protestan İskoç asiler, Bothwell‘i sürgüne gönderip Mary‘i hapse attılar. Sonraki yıl Mary hapisten kaçıp kendisine bağlı 6.000 kraliyet taraftarı ile tacını almak için son bir hamle yaptı. Ancak sayıca üstün olmasına rağmen disiplinsiz ve organize olmayan ordusu, sarayın gönderdiği kuvvetler karşılığında bozguna uğradı. Mary bu yenilgiden sonra kaçması gerektiğini biliyordu. Ancak nereye? Yıllar önce Kraliçesi olduğu Fransa’ya mı yoksa kuzeni Elizabeth‘in Kraliçe olduğu İngiltere’ye mi?

Fransa’ya gidemedi çünkü geçeceği topraklar sarayın kontrolü altındaydı. O da sığınma alabilme umuduyla İngiltere’ye, Kraliçe Elizabeth‘e gitmeye karar verdi.

Ve İngiltere..

Beklediğinin aksine İngiltere Kraliçesi Elizabeth gelişine hiç memnun olmamış, üstelik onu hapse atmaya karar vermişti. Çünkü eski İngiltere Kralı Henry‘nin ablası Mary‘nin büyükannesi oluyordu ve bu kan bağı nedeni ile tahtta hak talep edebilirdi. Ayrıca İngiltere’deki katoliklerde Elizabeth‘in evlilik dışı bir çocuk olduğu, bu nedenle de Kraliçe’liğe layık olmadığını ileri sürüyordu. Bundan sonra Elizabeth, Mary‘i hep bir düşman, sinsi bir tehlike olarak görmüş ve konrol altında tutmaya çalışmıştır.

Çeşitli hapishanelerde ve göz hapsindeki evlerde 18 yıl kaldı. Bu süre içinde hep birgün İskoçya’ya kaçacağını, 1 yaşından beri görmediği oğlu James ile güçlerini birleştireceğini hayal etmişti. Ne yazık ki James‘in annesine karşı en ufak bir sevgisi yoktu. Çünkü kendisine, annesinin aşığıyla evlenebilmek için babasını (Darnley) öldürttüğünü söyleyen Mary düşmanlarınca büyütülmüştü. Üstelik James, annesine olan nefretini, kendisinden 30 yaş büyük olan İngiltere Kraliçesi Elizabeth‘e evlenme teklif ederek açığa vurmaktanda çekinmiyordu.

Mary‘nin gözlem altında tutulduğu yere (Chartly Hall) gelen tüm mektuplar ve O’nun oğlu James‘e gönderdiği mektuplara hep el konuldu. Ancak 1986 başlarında, kaldığı yere gizlice sokulan bir paket mektup geçti. Mektupları gizlice sokan ise Gilbert Gifford adındaki İngilizdi. Gifford, mektupları rulo şeklinde sarıp küçülttükten sonra, Chartly Hall’a bira yapan birine götürüyor ve tıkacın içine sıkıştırarak içeri sızdırıyorlardı. Aynı şekilde Mary‘nin mektuplarıda dışarıya bu yolla çıkarılıyordu.

Bundan sonra Mary‘ye Avrupalı destekçilerinden mektuplar gelmeye başladı. Bunlardan bir kısmı ise, Kraliçe Elizabeth‘i öldürmek ve kendisini kaçırmak isteyen Anthony Babington ve arkadaşlarından geliyordu. Babington ve kendisine sıkı sıkıya bağlı katolik arkadaşları Mary‘i kaçırmak için bir plan yaptılar. Ancak bunu uygulamak için O’nun onayına ihtiyacı olduklarını biliyordu. Böylelikle Chartly Hall’a planlarını açıkladıkları bir mektup gönderdiler.

Babington Komplosu

Tarihe “Babington Komplosu” olarak geçen söz konusu planı, Babington‘un Mary‘e gönderdiği mektuba bakarak anlayabiliriz;

“On beyefendiyle birlikte ben ve yüz kadar destekçimiz şahsınızı düşmanın elinden kurtarmaya talibiz. Aforoz edilmiş olması kendisine itaat zorunluluğumu kaldıran, yerinizi elinizden zorla alan bu gaspçının yok edilmesi için, Katolik davasına ve siz Majestelerimize hizmet aşkıyla yanıp tutuşan hepsi benim samimi arkadaşım olan altı soylu beyefendi ile bu trajik infazı üstlenmek istiyoruz.”

Bu mektupta Chartly Hall’a gizlice sokuldu. Ancak birşeyler ters gidiyordu. Mektupları gizlice sokan Gilbert Gifford, aslında çift taraflı çalışıyordu ve az önceki mektubu Mary‘den önce Elizabeth’in baş yaverine götürdü. Mary’nin bu plana onay vermesi demek, Elizabeth‘in hiç düşünmeden onu idam etmesi anlamına geliyordu.

Olanlardan habersiz olan Mary, kaçışı için bu plana onay veren bir mektup yazdı. Artık baş yaver için geriye sadece bu şifrelenmiş son mektubu2 çözmek kalıyordu.

Acı Son

Nitekim Elizabeth‘in baş yaveri ve yardımcıları bu şifreyi çözmekte gecikmedi. Ayrıca Mary‘nin el yazısını taklit ederek, söz konusu planı gerçekleştireceklerin adlarını ve tüm ayrıntıları öğrenmek istediğini belirttiler. Tuzağa düşen Babington, planla ilgili tüm ayrıntıları verdi ve çok geçmedende arkadaşları ile birlikte yakalandı. Londra’ya getirildiler ve idamları korkunç oldu. Elizabeth‘in tarihçisinini deyişiyle: “Hepsi parça parça doğrandılar, edep yerleri kopartıldı ve bağırsakları diri diri çıkarılıp etrafa saçıldı.”

Sıra Mary‘e gelmişti. Kuşkusuz o da idam edilecekti. Yine de Mary taraftarlarını tepkisini çekmemek için bir duruşma yapıldı. Mary duruşma boyunca Babington ve arkadaşları ile ilişkisini inkar etse de, bu sonucu değiştirmeyecekti çünkü mektuplar hiçbir şüpheye mahal vermeyecek kadar kesindi. Karar; Uzun süredir Kraliçe Elizabeth’i öldürmesini planlıyor olması sebebi ile idam edilmesiydi.

8 Şubat 1587′de Fotheringay Şatosu’nun büyük salonunda, üç yüz kadar seyirci Mary‘nin başının kesilmesini izlemeye gelmişti. Başpapaz duaları okurken, Mary‘de Katolik Klisesi, oğlu ve Elizabeth için dua ediyordu. Cellatlar kendisinden af dilediğinde, “Sizleri bütün kalbimle bağışlıyorum; çünkü artık, bütün sıkıntılarıma bir son vereceğinizi umut ediyorum.” diye karşılık verdi. Bundan sonra tarihçi Richard Wingfield idamı şöyle anlatır:

“Sonra sessizce kütüğün önüne diz çöküp boynunu bloğa yerleştirdi; kolları ve bacakları uzatıldı ve üç ya da dört kez “Tanrım, ruhumu senin ellerine teslim ediyorum.” diye bağırdı ve sonunda, cellatlardan biri onu bir eliyle hafifçe tutarken, diğeri bir balta ile iki darbede kafasını kopardı. Ama baltada küçük bir kıkırdak parçası kaldı ve bu süre boyunca çok hafif bir ses çıkaran Mary, olduğu yerden hiç kıpırdamadı… Kafası kesildikten sonra, nerdeyse 15 dakika boyunca dudakları aşağı yukarı kıpırdadı. Sonra, cellatlardan biri, jartiyerlerini kopararak çıkarırken, gözüne Mary’nin elbisesi altına kıvrılmış olan köpeği ilişti. Cellatların bütün çabalarına karşın cesetten alamadıkları köpeğin, gelip Mary’nin kafası ile omuzları arasına kıvrılması izleyenler çok şaşırttı.”


1 Yazıda isimleri geçen İskoç Kraliçesi Mary ve İngiltere Kraliçesi Elizabeth, aslında İskoç Kraliçesi I.Mary ve İngiltere Kraliçesi I.Elizabeth’dir.
2 Mary ile Babington tüm yazışmalarını şifreli harflerle yapmışlardır. Ancak sıradan bir vatandaş için kırılması imkansız olan bu şifreler, İngiltere kriptografları için fazla zaman almamıştır.
NOT: Hikayenin çoğu yerinde Simon Singh’in “Kod Kitabı” isimli (Klan Yayınları, 2004) bestseller’ından alıntılar yapılmıştır.

İlgili linkler:

· Wikipedia Mary’nin Hayatı
· Englishhistory.net Mary Biografisi
· Newadvent.org Mary Biografisi
· Queen Mary 2 transatlantiği

 


7 Yorum »

  1. günümüzdede herkezin çıkarını düşündüğü gibi geçmişte de herkez çıkarlarını düşünüyor ve kadınların inanılmaz entrikaları güçlü kadınların yapamayacağı hiç bir şey yoktur. Daha güçlü olmak istiyorsan senden güçlüleri yok edeceksin sanırım dünyanın kuralı böyle .

    Gönderen imren @ 12 Ocak 2009 - 06:29

  2. Ayrıca keşke o dönemlerde yaşasam diye düşünüyorum bazen o dönemlerde yaşayanların hayatı çok çekici geliyor beşiktaştan taksime geçerken herzaman dolmuşun camından bakar ve acaba dolmabahçe sarayında yaşamış olanlardan biri olsaydım nasıl bir duygu olurdu diye düşünüyorum her halde çok mutlu bir yaşam olmazdı ama ilginç bir hayat yaşamak ve tarih kitaplarına küçükte olsa bir isim yazması birileri taraından bilinmek ve araştırma konusu olmak isterdim birilerinin tez i için hayatımın araştırılmasını isterdim evet bu muhteşem bir şey olurdu

    Gönderen imren @ 12 Ocak 2009 - 06:38

  3. Bazen ben de düşünmüyorum değil… Acaba bundan birkaç yüzyıl ya da birkaç binyıl önce yaşasaydık nasıl olurdu? En nihayetinde bilgisayar/internet olmayacaktı:( Burada tıkanıyor düşüncelerim

    Gönderen Nedim Şahin @ 14 Ocak 2009 - 01:00

  4. Evet,o dönemlerde yaşamak isterdim.Nasıl olurdu bilmiyorum ama eminim ki çok farklı olurdu.En azından şimdiden daha iyi olurdu belkide..Mary’nin döneminde olmak harika bir şey olurdu.

    Gönderen Cansu Naz @ 19 Mayıs 2009 - 11:11

  5. O dönemde yaşamayı isterdim ama her dönem gibi o dönemlerinde kendine göre hayatta kalma taktikleri var ve bunları doğru birşekilde kullanmazsanız sonunuz pekte ii olmuyor.

    Gönderen ayşegül @ 09 Haziran 2009 - 21:00

  6. ben yaşamak istemezdim ama yaşasaydım bi yolunu bulup henry’yi boğmak isterdim tabi sonrada kafa giderdi o ayrı kimse kusura bakmasın ama ben böyle sinir bozucu başka bi ülke tarihi daha varmıdır bilmiyorum.Bir yandan merak var ama bu sadece benim tarih merakımdan.birde ne yapmış olursa olsun bir insanın idam edilmesi çok aşağılayıcı kitap boyu anne’ye sinir oldum ama sonunda çokk üzüldüm.onlarda olsa bu şartların var olduğunu bilseler günümüzde yaşamayı isterlerdi.

    Gönderen fatmanur @ 08 Aralık 2009 - 09:11

  7. İlk olarak, afişe ettiğiniz o Queen Mary resmi, 18.yy’ ın ilk yarısında Birleşik Krallığı yöneten ve bahsedilen Mary’ den 150 sene sonra yaşamış bir İNGİLİZ kraliçesinin resmidir.
    İkinci olarak, o transatlantik İskoç Kraliçesi Mary’ e değil, Mary I (tudor) a ithaf edilmiştir. Üçüncü olarak Kraliçe Elizabeth I, Mary’ nin idam kararını 1867′ de değik, tam 300 yıllık bir kaymayla 1567′ de vermiştir. Dördüncü olarak Elizabeth I, İskoç kraliçesi Mary’ den çok daha popüler bir karakterdir, üstelik genellikle Birleşik Krallığı bilmeyenlerce, yine kendinden daha popüler olan Mary I ile karıştırılır.

    Gönderen robert dudley @ 28 Haziran 2010 - 03:48


Yorum Yapın






  
karaodalar.com © 2005-2011 Nedim Şahin   Creative Commons Lisans
Wordpress altyapısıyla güçlendirilmiştir. Tema tarafımdan yapılmıştır.
Blogdaki materyaller (yazı, resim vs.) kaynak göstermek koşulu ile kullanilabilir. İletişim

   
I retired this blog. Visit my personal website for new posts: www.nedimsahin.net