Gelecek hakkındaki düşünceleri ve varsayımları ile ün kazanmış bir kişi Patrick Dixon. En Etkin 500 Trend kitabında da herkesin ilgini çekecek çıkarımlarda bulunuyor.
Hem kurumsal hem de bireysel anlamda öğütlerin yer aldığı faydalı bir kitap. Yazarın daha önce de “En Etkin 50 Åžirket” adlı bir kitabı yayınlanmıştı.
Kitapta geleceğin 6 özelliğinden bahsediliyor:
Hızlı (Fast): Yeni bin yılda her şey hızlı olacaktır. Değişim her sektörde ve her olayda kendini gösterecektir. Sanal ortam ve biyoteknoloji başta olmak üzere heyecen verici gelişmelere tanık olacağız. Bununla paralel olarak geçmişten dersler almak da önem kazanacaktır.
Kentli (Urban): 2025 yılında Dünya nüfusu 8 milyar olacaktır ve nüfusun büyük kısmı kentlerde yaşayacaktır. Kent kültürü, eğitim, sağlık, barınma, beslenme ve hukuk konularında atılımlar yaşanacaktır. Nüfus artışı önemli bir tehdittir ve küresel ölçekte pek çok soruna neden olacaktır.
Kabileci (Tribal): Takım tutmak veya bir firmaya sempati duymak kabileci yaklaşıma örnek verilebilir. Şirketler ve milletler kabileci oldukları ölçüde ayakta kalabileceklerdir. Ortak özellikleri taşıyan insanların birbirine yaklaşması kaçınılmazdır ve en büyük rekabetler bu yakınlaşmalardan kaynaklanacaktır.
Evrensel (Universal): Her alanda uluslarası sözleşmeler imzalanmaya devam edecektir. Ortak para, ortak hukuk, ortak ticaret kavramları gelişecektir ve yayılacaktır.
Köktenci (Radical): Geleneksel fikirler ve siyasal hareketler değişecektir. Başta çevre olmak üzere; genetik, sanal ortam, siyaset, yönetim alanında radikal değişiklikler olacaktır.
Ahlaklı (Ethical): İnsanlar çevrelerinde olup bitenlere karşı daha duyarlı hale gelecektir. Küresel ısınma ve bilimin/teknolojinin kötü yanları daha çok konuşulacaktır. Ateist insan sayısında azalma olacak, inançlı olmak daha önemli hale gelecektir.
Bu 6 kavramın İngilizce karşılıklarının baÅŸ harfleri “FUTURE” yani “GELECEK” kelimesini oluÅŸturuyor. Yazar “Gelecek” konusunda uzmanlaÅŸmış ve Dünya’nın her yerinde konferanslar veriyor.
Kitabın son bölümündeki geleceğin ölçümlenmesi ile ilgili kısım kitabın güzel bir özetini sunuyor. Altı değer bir dairenin/küpün etrafına yerleştiriliyor ve bazı çıkarımlarda bulunuluyor.
Son üç kitabındaki ana karakterler şöyle: Åžeytan Yemini‘nde Cinayet Masası Polisi Mathieu Durey. Koloni‘de Emekli Polis Lionel Kasdan. Ölü Ruhlar Ormanı‘nda Savcı Jeanne Korowa. Peki bu karakterlerin ortak özellikleri neler?
İlerleyen yaşlarına rağmen yalnız yaşıyorlar. Ya evlenmemiş ya da ayrılmış oluyorlar.
Kahveyi çok seviyorlar. Her sabah ilk iş olarak kahve içiyorlar.
Satır altlarını çizmekten neredeyse kitabın rengi değişti diyebilirim. Çok yararlı bilgiler, öğütler içeriyor. Kitapta yer alan başarı öyküleri (veya felaket durumları) şimdiki zamanda daha dikkatli davranmamızı sağlıyor.
Elli şirketin her birisi için mali ve tarihi bilgiler veriliyor. Ardından kurulumu, büyümesi ve hedefleri analiz ediliyor. Her bir şirket için ortalama 8 sayfa ayrılmış. Hem sıkmıyor hem de merakınızı sürekli üst seviyede tutuyor.
Kitapta yer alan şirketlerin hemen hepsi tanıdık.Bir numarada ise bilişim sektöründen bir firma, Microsoft yer alıyor. İlk 10 şu şekilde:
Microsoft
AT&T
Ford
Apple
McDonald’s
America Online
FedEx
CBS
Philip Morris
Wal-Mart
Devam eden listede maalesef hiç Türk ÅŸirketi bulunmuyor. Halen global bir markamızın olmaması üzücü…
Kitapları çıktığı anda Çok Satanlar listesine giren Dan Brown, 5.kitabı ile yine sürükleyici bir maceraya davet ediyor bizi.
Yüzyıllar boyunca saklanmış sırlar açığa çıkarılıyor. Bu sırlar ABD’nin tanınmış simalarını aÅŸağı çekecek, pek çok nüfuzlu kiÅŸinin ortadan kaybolmak istemesine neden olacak sırlardır. Ayrıca bilimsel araÅŸtırmalarla birlikte insanın gerçek potansiyelini açığa çıkaracak ve kötü niyetli kiÅŸilerin eline geçtiÄŸinde yıkıcı sonuçları olacaktır.
Kitabı daha fazla anlatıp zevkini kaçırmadan, kısaca karakterleri tanıtayım:
Robert Langdon: Harvard Simgebilim Profesörü. Da Vinci Åžifresi’nde çok önemli sırları açığa çıkardı. İnançsız. Vatikan ile arası bozuk. Simgebilimi, ÅŸifreler, tarikatlar, tarihte saklı kalmış gerçekler konusunda uzman. Sırları açığa çıkarmak için ondan daha iyisi bulunamazdı.
Mal’akh (Zachary Solomon): Kötü adam. Zengin bir aileden geliyor. Uzun süre zevk-sefa içinde yaÅŸadıktan sonra bir dönüşüm geçiriyor. Karanlık örgütlere, gizli bilgilere merak duymaya baÅŸlıyor. Kayıp bilgeliÄŸin peÅŸine düşüyor. Bu yolda pek çok kiÅŸiyi öldürüyor. Kendi babası da dahil pek çoÄŸuna da iÅŸkence ediyor. Kısmen baÅŸarılı olsada sonunda hakettiÄŸini buluyor.
Katherine Solomon: SMSC isimli bilim-tarih müzesi ve araÅŸtırma merkezinin en önemli bilim kadını. Aynı zamanda sahibinin (Peter Solomon) kız kardeÅŸi. Mal’akh yeÄŸeni olur. İnsanın potansiyeli konusunda önemli deneyler yapıyor. Psikolojik pek çok buluÅŸa imza atıyor. Dokunmayla hastaları iyileÅŸtirme, düşünce gücüyle nesneleri hareket ettirme… Robert Langdon ile birlikte sırları peÅŸinde.
DiÄŸerleri gibi Kayıp Sembol’de sürükleyici bir kitap. Özellikle de Dan Brown hayranlarının zaman geçirmeden okuması tavsiyemdir.
Türkiye’deki eÄŸitim sisteminde ve daha da kötüsü Türk milletinin zihninde gerçekleÅŸtirilen ölümcül deÄŸiÅŸiklikleri konu edinen bir kitap Bye Bye Türkçe.
1953′de YeniÅŸehir Lisesi Ankara Koleji’ne dönüştürülerek bu okuldaki eÄŸitim dili tamamen İngilizce yapılmıştır. Yurtdışından gelen yabancı hocalar İngilizce ile birlikte Amerikan-İngiliz kültürünü de genç beyinlere aşılamaya baÅŸlamıştır. Bu tarihten itibaren tüm Türkiye’de hızla eÄŸitim dili İngilizce olan kolejler açılmaya baÅŸlanmıştır. Ardından İngilizce eÄŸitim yapan ODTÜ, BoÄŸaziçi Evrenkentleri (Üniversiteleri), Anadolu Liseleri, Anadolu İmam Hatip Liseleri derken yabancı dilde eÄŸitim Türkiye’nin en ücra köşelerine kadar ulaÅŸmıştır.
Evrensel dilin İngilizce olduÄŸu ve İngilizce’nin baÅŸka türlü öğrenilemeyeceÄŸi yalanlarıyla Türk milletinin kafası karıştırılmaya çalışılmış ve İngilizce eÄŸitim yapan okullar popüler hale getirilirken diÄŸer okullar 2.sınıf muamelesi görmeye baÅŸlamıştır.
Kitapta Oktay SinanoÄŸlu yabancı dille eÄŸitim sisteminin Dünya üzerinde hiçbir ülkede olmadığına (birkaç sömürge ülkesi hariç) vurgu yapıyor. EÄŸitim sistemindeki bu sinsi deÄŸiÅŸiklikler dışarıdan yönetilmektedir ve tüm bu faaliyetlerin gerçekleÅŸtirilmesi için içeride kilit mevkilerdeki kiÅŸiler kullanılmaktadır. Türkçe’nin unutturulması, İngilizce’nin ve İngiliz kültürünün beyinlere yerleÅŸtirilmesi, bu suretle de düşünemeyen, üretemeyen, kendini ezik batıyı yüce gören kuÅŸaklar yetiÅŸtirilmeye çalışılmaktadır.